DİŞ AĞRILARI

Her insanın ağrıyı algılayışı farklıdır. Kimi zaman küçük bir çürük günlerce sizi uyutmazken kimi zaman büyük bir apse ile ağrısız bir hafta geçirebilirsiniz. Ağrının şiddeti kişiden kişiye değiştiği gibi lokalize olduğu bölgeyi de bazı zamanlarda tanımlamak zordur. Tek bir diş yaygın çene ağrısı yapabilir. Alt ve üst dişlerdeki ağrılar birbirleriyle karıştırılabilinir. Hekimler için de bir bilmece olan ağrının kaynağı iyi bir muayene sonucu ortaya çıkarılabilir. Bu yazıda sizlere çok sık karşılaştığımız ağrılardan; sebeplerinden ve belirtilerinden bahsedeceğiz.

Çürük ağrısı en sık karşılaşılan ağrıdır ve genelde sızlama şikayeti ile başlar. Tatlıda, sıcak ve soğukta kendini belli eder. Çoğunlukla hangi dişin etkilendiği hasta tarafından direkt olarak gösterilebilinir. Nadiren bölgesel ağrı yapar. Azı dişlerinde olan çürükler bazen yansıyan ağrılara neden olabilir. Yansıyan ağrılar, alt veya üst çenede olan çürüğün diğer çenede hissedilmesidir. Bu yüzden diş hekimleri tek bir diş yerine bütün ağızı muayene ederler. İki diş arasında olan çürükler, dişin çiğneme yüzeyinde olanlara göre daha az ağrıya neden olur ve bu yüzden hasta tarafından daha geç fark edilir. Çürüğün ilerlemesi ve sinirlere yaklaşmasıyla ağrının şiddeti artar. Çürük sinirlere ulaştığında özellikle gece tutan zonklama tipinde ağrı görülür. İlerleyen vakalarda dişte uzama hissi ve üzerine baskı yapıldığında şiddetli ağrı yapar. Bu ağrı, diş kökünün ucundaki iltihabın kemik içine genişlemeye çalışması sırasında ve üstüne bastırıldığında kemik içinde sıkışması yüzünden olan ağrıdır. Kemik içinde şişmeye çalışan bir balon gibi düşünülebilinir. Büyümeye çalıştıkça kemiği rahatsız eder ve ağrıya neden olur. Eğer iltihap kemikte bir boşluk bulup ağız içine sivilce görünümünde açılırsa ortamdaki basınç kalktığından ağrı geçer. Bu durum genelde hasta tarafından dişinin iyileştiği şeklinde yorumlanır. Fakat kök ucunda bulunan bakteriler kemiği eritmeye ve kana karışmaya devam etmektedir. Dişte meydana gelen çürük; sinirlere ulaşmadan fark edildiğinde dolgu yapılarak, sinirlere ulaştıktan sonra ise ancak kanal tedavisi ile tedavi edilebilmektedir.

Bir başka sık karşılaşılan ağrı, 20 yaş dişinden kaynaklanan ağrılardır ve genellikle diş sürerken çevresindeki dokuların iltihaplanması nedeniyle oluşur. Çenenin arka bölümünde bazen kulağa kadar vuran ağrılar görülür. İltihaplanmanın şiddetine göre kimi zaman ağzın açılması zorlaşır. Bu durumda önce hekiminizin muayenesi sonucu vereceği ilaçları kullanıp daha sonra dişin çekilmesi gerekmektedir.

Diş eti çekilmesi kaynaklı ağrılar, sızlama şeklinde karşımıza çıkar. Genellikle soğuk yiyecek-içeceklerde hassasiyet hissi olur. Birden fazla dişin etkilendiği durumlarda yaygın bölgesel ağrılar görülebilir. Nedeni mine tabakasıyla korunmayan kök yüzeyinin ağız ortamına açılması ve sıcaklık farklarından etkilenmesidir. Tedavisi için öncelikle diş eti çekilmesinin nedeni belirlenir ve ilerlemesi durdurulur. Daha sonra çekilmenin şiddetine göre flor uygulaması, kök yüzeyinin dolgu ile kapatılması veya çeşitli diş eti ameliyatlarıyla tedavi edilir.

Günümüzde artan stres yüzünden daha sık karşılaşılmaya başlanan bir diğer ağrı tipi ise, diş sıkması nedeniyle oluşan ağrıdır. Gece uykuda bilinçsizce yapılan bir hareket olduğundan çoğu insan diş sıktığından habersizdir. Bu tip ağrılar 20 yaş dişi ağrılarıyla karıştırılır. Diş sıkması nedeniyle olan ağrıda, sabahları çene eklemlerinde ve arka dişlerde ağrı, yorgunluk hissi fark edilir. İlerleyen vakalarda dişlerde sallantıyla karşılaşılabilinir. Yapılması gereken esas tedavi stresi hayatımızdan uzaklaştırmak veya stresle yaşamayı öğrenmektir. Stresin kontrol altına alınması bu ve benzeri birçok hastalığı engelleyecektir. Kontrol altına alınamayan durumlarda gece sıkmasını engellemek için dişler üzerine oturan bir plak hazırlanır. Gece yatarken takılan bu plak dişlere baskı uygulanmasını önler.

Genel olarak yapılması gereken; ağrıların büyümeden tedavi edilmesi veya daha iyi hiç oluşmadan gerekli önlemlerin alınmasıdır. Bunun için de hekim kontrolünde olmak çok önemlidir. Altı ayda bir kez diş hekimi kontrolünden geçmek ileride oluşabilecek ciddi problemleri ortadan kaldırmada yeterli olabilmektedir.

Dr. Dt. Müge Tirali Türkkan

Diş Eti Hastalıkları ve Cerrahisi Uzmanı (Periodontolog)

Image by Valeria_Aksakova / Freepik

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir